“Hemen boşluğu doldurun arkadaşlar. Bence ………..”
“Şunu sevenler bunu beğensin”
“En sevdiğin şarkı hangisi?” ve daha niceleri….
Her biri, pis birer leke gibi, ekrandaki Facebook duvarından üzerime sıçrıyorlar.
Üstüm çikolata, gofret, buzdolabı, araba filan içinde kalıyor.
Tam o sırada bir çamaşır suyu markası imdadıma yetişiyor.
“Kar gibi beyaz bir güne hazır mısınız?”
Ve tüm lekeler anında yok oluyor.
…derken uyanmışım.
Tatmin edici ‘engagement’ rakamları, çoğu marka ve ajansı iyi uyutmuşa benziyor.
Demek ki; “Markamla ilintili olmayan, beni bir yerden bir yere götürmeyen; içinde bir yaklaşım, böylesine müsait bir ortamda bir deneysellik, dolayısıyla öncüllük barındırmayan ‘engagement’ı ben ne yapayım?” diye soran markalar; dolayısıyla marka yöneticileri, dijital pazarlama uzmanları, dijital marka müdürleri vs. yok.
Ha, şunu bileydin.
E madem yok, demek ki; müşterisini eğitebilme, ‘deneyselleşip’ müşterisiyle beraber öğrenebilme yetisine sahip, -hadi onu da geçtim- yahu biz ‘engagement’ı yanlış anlamışız, hah hah hay bin kunduz diyecek bir ajans da yok.
TeleTabii.
Türkiye’nin en büyük markalarını tüm sektöre ‘kötü örnek’ oldukları, hatta ve hatta Türk Reklamcılığına her açıdan zarar verdikleri için kızgınlıkla izliyor, onları hiç mi hiç beğenmiyorum. (Bu ayrı bir metin konusudur)
Siz de böyle düşünüyorsanız lütfen bunu beğenmeye kalkmayın.
Beni beğenmeniz, bana rasyonel veyahut duygusal bir fayda sağlamayacak.
Dolayısıyla hiçbir anlamı yok.
Advertising for Human Brain: Geçtiğimiz senelerin vazgeçilmez brieflerinden “Facebook’ta bir şeyler yapalım”, yerini ‘senelik plan’ -evet doğru duydunuz- senelik plana bırakmıştır. Tüm camiaya hayırlı uğurlu olsun.
Life on Earth: Stevie Nicks doing her hair. Amazing style.
Life on Earth: Bugün bu Maya roketiyle Erik Von Daniken‘i anmak istiyorum.
Kalpakla dolaşıyor aramızda hayelet
Üzerimizden tek bir yılan geçse, biz sonsuza bölünücez…
Bugün kara bir tren uzuyor
Şişli’den meydana
Aynı suret bakıyor yakalardan yakalara
Ve binlerce karanfil
Yetecek mi burnumuzdaki bu pis kokuyu unutturmaya
Yoksa hepimiz hayalet miyiz?
19 Ocak 2007, İstanbul
Life on Earth: ‘Before i die’ project by Candy Chang.
‘Yersen gider. Ama ben yemem.’
Life on Earth: Donmak istediğim an: Kızıl Meydan’ın tam ortasında yere oturmuş, ev yapımı-usta işi limonlu vodkamı çekiyorum. Matara daha dolu. Hava -17 derece, saat 4 ve güneş gerçekten parlak.
Advertising for Human Brain: I don’t know why but that’s the blog of Benetton.
And if you want to switch to Turkey channel a blue screen appears.
And if you text ‘Benetton’ to the search bar you’ll discover the red, Turkish Benetton blog.
That was my journey and I’m so tired.



Smoking kids via Fubiz